• Türkiye'nin ilk online stretching platformu!
  • TeamMerve ekibine katıl!
  • Mervegym tamamen yenilendi!

Bali

Mervenin bali fotoğraflarından kullanabiliriz.

Bali’ye gelmek benim için sadece yeni bir ülkeye taşınmak değildi; aslında hayatımın temposunu tamamen yeniden kurduğum bir kırılma noktasıydı. İstanbul’da yaşarken her şey hız üzerine kuruluydu. Sabah kalk, bir yerlere yetiş, antrenman, iş, trafik, sosyal hayat derken gün bitiyor ama zihnin hiç durmuyordu. Buraya geldiğimde ilk fark ettiğim şey şu oldu: Hayat hâlâ akıyor ama kimse koşmuyor. Bu bana başta inanılmaz yabancı geldi çünkü biz hep hızla değer yaratmaya, üretkenliği koşturmakla ölçmeye alışmışız. Ama Bali bana şunu öğretti: Bazen yavaşlamak, aslında daha derin bir üretkenlik. Ritmini değiştirdiğinde sadece günün değil, hayata bakışın da değişiyor.

Sabahlarım Değişti, Günüm Değişti

Eskiden sabahlarım alarm sesiyle, çoğu zaman da uykusuzlukla başlardı. Gözümü açar açmaz telefona bakar, daha yataktan çıkmadan zihnimi doldururdum. Burada ise çoğu zaman güneşle birlikte uyanıyorum. Perdelerden süzülen ışıkla uyanmak bile insanın ruh halini değiştiriyor. Sabahları artık daha yavaş başlıyorum; kahvemi içiyorum, bazen sadece oturup hiçbir şey yapmadan etrafı izliyorum. Bu kulağa basit geliyor ama aslında günün geri kalanını belirleyen en önemli şey bu. Çünkü güne nasıl başlarsan, günün geri kalanı da o enerjide ilerliyor. Artık bir şeylere yetişmek yerine, gerçekten yapmak istediklerime alan açıyorum. Bu da hem zihinsel hem fiziksel olarak beni çok daha dengeli bir noktaya getirdi.

Antrenman Anlayışım Evrildi

Bali’ye geldikten sonra antrenmanla kurduğum ilişki tamamen değişti diyebilirim. Eskiden daha çok “zorlamak” odaklıydım; daha ağır kaldırmak, daha fazla tekrar yapmak, daha hızlı sonuç almak. Ama burada vücudumu gerçekten dinlemeyi öğrendim. Çünkü fark ettim ki vücut zaten sana neye ihtiyacı olduğunu söylüyor, biz sadece onu duymayı bilmiyoruz. Artık antrenmanlarımda esneme, mobilite ve kontrol çok daha büyük bir yer kaplıyor. Özellikle daha önce ihmal ettiğim kas gruplarına bilinçli şekilde odaklanıyorum. Çünkü artık şunu çok net biliyorum: Güç sadece ağırlık kaldırmak değil, o hareketi ne kadar doğru ve kontrollü yapabildiğinle ilgili. Bu da beni hem fiziksel olarak daha dengeli hem de sakatlıklardan uzak bir noktaya taşıdı.

Disiplin Dışarıdan Değil İçeriden Geliyor

Bali dışarıdan bakınca çoğu kişiye “tatil gibi bir hayat” gibi görünüyor ama aslında burası disiplinin en çıplak haliyle test edildiği yer. Çünkü seni zorlayan bir sistem yok. Ne belirli bir ofis saatin var ne de birinin sana sürekli hatırlattığı sorumluluklar. Bu da ilk başta özgürlük gibi hissettiriyor ama aslında büyük bir sorumluluk getiriyor. Çünkü artık her şey sana bağlı. Antrenmanını yapacak mısın, içerik üretecek misin, kendine iyi bakacak mısın… Bunların hepsinin cevabı tamamen seninle ilgili. Ve bu noktada kendine karşı dürüst olmak zorundasın. Burada öğrendiğim en önemli şeylerden biri şu oldu: Gerçek disiplin, dış baskıyla değil iç motivasyonla kuruluyor.

Doğayla Temas Ettikçe Kendime Yaklaştım

Bali’de doğa sadece güzel bir manzara değil, hayatın ta kendisi. Sabah uyandığında nemi hissediyorsun, gün içinde güneşin ağırlığını, akşam yağmurun sesini… Bunların hepsi seni sürekli bir farkındalıkta tutuyor. Şehir hayatında doğayla aramızda ciddi bir mesafe var ama burada o mesafe tamamen ortadan kalkıyor. Bu da seni yavaş yavaş sadeleştiriyor. Daha az şeye ihtiyaç duymaya başlıyorsun, daha az şey seni tatmin etmiyor demek değil bu; aksine, daha basit şeylerden daha fazla tatmin oluyorsun. Ben burada kendime şu soruyu daha sık sormaya başladım: Gerçekten neye ihtiyacım var? Ve bu soru, hayatımda birçok şeyi yeniden şekillendirdi.

Zihinsel Gürültü Azaldı

İstanbul’da yaşarken fark etmediğim ama burada çok net hissettiğim bir şey var: Sürekli bir zihinsel gürültü içinde yaşıyormuşum. Trafik, kalabalık, ses, sürekli bir uyarana maruz kalma hali… Bunların hepsi aslında fark etmeden zihni yoruyor. Bali’de bu gürültü ciddi anlamda azaldı. Bu da bana kendimi dinleme alanı açtı. Artık ne hissettiğimi daha net anlayabiliyorum, neyin bana iyi gelip neyin gelmediğini daha kolay ayırt edebiliyorum. Bu sakinlik, dışarıdan bakıldığında küçük bir değişim gibi görünebilir ama aslında hayat kalitesini kökten değiştiren bir şey.

Bali’ye gelmek benim için bir kaçış hikâyesi değil. Aksine, kendime yaklaşma süreci. Kim olduğumu, ne istediğimi, nasıl bir hayatın bana iyi geldiğini burada daha net gördüm. Belki herkes için çözüm Bali değildir, hatta çoğu kişi için değildir. Ama şunu çok net söyleyebilirim: Kendine alan açtığın her yer, seni sana yaklaştırıyor.

Ben bu alanı Bali’de buldum. Ve ilk defa hayatım, gerçekten benim kurduğum bir hayat gibi hissettiriyor. Bali’ye taşındım İlk Hafta videoma göz atarak siz de bu deneyimin bir parçası olabilirsiniz

Merve Yıldırım
Merve Yıldırım